ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ


Aile İçi Eğitim
Aile içinde çocuğa karşı tutum çocuğun karekterinin gelişmesinde çok önemli bir etkendir. Bundan dolayı anne babanın çocuğa tutarlı bir şekilde, anlayış ve sabırla yaklaşması gerekir. Aile ortamı çocuğun sosyalleştiği ilk ortam olduğundan çocuğa karşı bilinçli yaklaşım gelecekte kendine güvenli, sağlıklı düşünebilen, uyumlu, sevmeyi ve sevilmeyi bilen, sorumluluk ve kişilik sahibi bireyler yetişmesi için ilk adım olacaktır.

 


Ana-Babaların Yanlış Tutumları ve Çocuklar Üzerindeki Etkileri
Ret etme, bir anlamda çocuğun bedensel ve ruhsal gereksinmelerini karşılamayı aksatacak kadar çocuğa karşı düşmanca duygular beslenilmesidir. Şiddetli ret edici tutumu olan ailelerde çocuğa karşı düşmanmış gibi davranılır. Şefkat, sevgi, sıcaklık verilmez. Öz evlatları olduğu halde anne baba tarafından çocuk üvey evlat muamelesi görmektedir. Bazen sadece anne bazen de sadece baba çocuğu ret eder. Ama genelde aile içinde çocuğa soğuk davranılır. Beğenilmez ve devamlı her yaptığı eleştirilir. Çocuğun eksik ve yanlış davranışları araştırılır. Çocuğa baskı yapmak için her türlü fırsat kollanır.

Anne baba olmak toplumsal hayat içinde önemli bir geçiş sürecidir
Anne baba olmak toplumsal hayat içinde önemli bir geçiş sürecidir. Bireyler çocuk sahibi olduklarında çekirdek aile olarak kabul edilirler. Bu geçiş bir çok toplumda çok önemsenir. Çocuk sahibi olmaya karar verme sürecinde hem toplumsal kurallar hem de anne-baba adaylarının hazır hissetmeleri belirleyicidir. Bir çok toplum anne-baba olmayı teşvik ederken bir yandan da anne-baba adaylarının çocuk eğitimi ve gelişimi konusundaki bilgilenmeleri geleneksel yöntemlerin kullanılması yoluyla gerçekleşir.

Çocuk ve Korku
Çocuk yaşta ortaya çıkan korkuları düşündüğümüz zaman, genellikle hepimizin kafasında başka şeyler oluşur. İlk aklımıza gelenler arasında okul korkusu, karanlık korkusu, yalnız kalma korkusu, anneden ayrılma korkusu, yabancı korkusu bulunur. Bu listeyi tabii ki daha da uzatmak mümkündür. Öncelikle belirtmek gerekir ki, korku normal gelişimin bir parçasıdır ve kişinin kendini tehlikelerden sakınmasını sağlar. Korku, bebeklikten ergenlik dönemine kadar, sıkça rastlanan bir durumdur, öyle ki araştırmalar, çocukların yüzde 90’ında gelişimlerinin bir döneminde herhangi bir şeyden korktuklarını göstermektedir. Bu nedenle çocuklardan kayıtsız, şartsız korkusuz olmalarını beklemek çok gerçekçi olmaz.

Çocuğa İyi Bir Model Oluşturmak
Bütün çocuklar gelişim süreçlerinde, gördükleri ve duydukları çoğu şeyi taklit etmeye çalışırlar. İyi ya da kötü, hiç farketmez. Çünkü bunları ayırt edemezler. Eğer önlerinde duran bu davranış yelpazesi, zaman içinde sürekli tekrar edilirse, bunları davranış repertuvarları arasına yerleştirirler. Bu nedenle, çocuğunuzla olan bütün iletişimlerinizde, yaptıklarınıza ve söylediklerinize dikkat etmeniz gerekiyor. Aksi halde, ileride bunları değiştirmeniz güç olabilir. Bu nedenle bir anne - baba olarak çocuğunuzla olan bütün ilişkilerinizde şunlara dikkat etmelisiniz;

Çocuğum Uyumak İstemiyor
2 yaş civarındaki çocuklarda, uykuya dalmak ya da uyuduktan sonra sık sık uyanmak gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Çocuğun bulunduğu ortam ve ailesiyle bağlantılı olarak su yüzüne çıkan bu sorunlar genellikle kısa sürede geçiyor. Çocukların uyku sorunlarını çok nedenlere bağlanabiliyor. Bu dönemdeki çocuklar, aileye yeni birinin katılması, yuvaya başlamak, hastalanmak, aile içinde yaşanan huzursuzluklar, gece gördüğü korkulu rüyalar, yatağının değişmesi gibi bir çok nedenden uyumak istemeyebiliyorlar. Gün İçinde Yaşananlar

Çocuğun Sınırları Genişletilmeli
Küçük yaş çocukların en büyük merakları arasında, anne babalarının kullandıkları eşyaları denemek yer alır. Bu nedenle de çoğu anne baba küçük çocuklarının bu aşamalarını tehlikeli olarak bir dönem olarak görürler. Ancak burada gözönünde bulundurmaları gereken bir nokta var; küçük yaş çocukları keşfetme ve deneme yoluyla öğrenirler. Bu nedenle, mutlak bir gözetim altında çocuğun sınırları geniş tutulmalı.

DİSİPLİN VE CEZALANDIRMA
Disiplin her çocuk için son derece önemlidir ;sağlıklı bir büyüme ve gelişme için kaçınılmaz bir gereklilik olduğu gibi ,öğrenme mekanizmasının da ayrılmaz bir parçasıdır. İster bilimde ister sanat ya da sosyal bilim dallarında olsun bütün entelektüel etkinliği düzenleyen kurallar ,kanunlar ilkelerdir. Çocuklukta uygulanan disiplinden de söz edildiğinde de benzer bir süreçle karşı karşıyayız. Burada her ne kadar kanunun dışına çıkmak gibi görülelebilirse de ‘disiplin’ kavramı üzerinde en geniş anlamıyla durmak ve böylece pek çok kimsenin bu kavramla hemen hemen eşanlamda kullandığı bir terim olan ceza ‘yı birbirinden ayırmak gerekir.

İstismar ve İhmal Edilen Çocuk
En genel anlamda “çocuk istismarı ve ihmali”, 18 yaşın altındaki çocuğun, ondan sorumlu kişi ya da kurumlar tarafından, gelişimini her yönden zedeleyici biçimde fiziksel, cinsel ve zihinsel zarar görmesi olarak tanımlanmaktadır. Bazı uzmanlar çocuk istismarını, çocukların maruz kaldığı zararların bir türü olarak belirtmektedirler. Çocuk istismarı olarak değerlendirilebilmesi için, olgunun, insan için de zararlı görülmesi, çocuğa zarar verici etkide bulunması ve önlenebilir olması gerekmektedir. Çocuğun terk edilmesi, gerektiğince beslenip giydirilmemesi, denetlenmemesi ve sağlık kontrolünün yapılmaması fiziksel ihmal; sevilmemesi ve ihtiyacı olan duygusal ilgi ve yakınlığın gösterilmemesi, duygusal ihmale; cinsel sömürüye karşı yeterince korunmaması da, cinsel ihmale örnek sayılmaktadır. Çocuk ve gençlerin psikolojik olarak kötüye kullanılması, yapılan veya yapılması ihmal edilen, toplumsal ve bilimsel ölçülere göre psikolojik açıdan zarar verici oldukları saptanan davranışlardır. Eğer yetişkin davranışlarından dolayı çocuğun fiziksel, bilişsel ve psiko-sosyal gelişiminde duraklama, gerileme ve engellenme görülüyor ise erişkinlerin bu davranışları duygusal istismara yol açan davranışlar olarak kabul edilmektedir. Sonuçta, duygusal istismara yol açtığı düşünülen ebeveyn davranışları şöyle gruplandırılmıştır: 1- Reddetme 2- Aşağılama 3- Ayırma, yalnız bırakma 4- Yıldırma, korkutma 5- Kışkırtma 6- Görmezlikten gelme 7- Duyguların ifadesini engelleme Çocuğun yaşı ve içindeki bulunduğu gelişim dönemi, duygusal istismarın çocukta meydana getireceği sonuçların farklılaşmasına yol açabilmektedir. Duygusal istismar sonucu çocukta meydana gelen zarar depresyon, kaygı, içedönüklük ve saldırganlık şeklinde olabilmektedir. Araştırmalar, gençlerin çocukluklarında maruz kaldıkları bu tür zedeleyici ebeveyn davranışlarıyla şimdiki ruh sağlığı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğunu, duygusal kötü muamelenin kişilik gelişimi ve genel ruh sağlığı üzerindeki uzun süreli zararların dikkat çekici nitelikte olduğunu göstermektedir. Çocuklar anne-babaların kendilerine söylediklerine inanırlar “Midemi bulandırıyorsun” “Zavallının birisin. Hiçbir şeyi doğru yapmıyorsun.” “Sen benim çocuğum olamazsın.” “Aptal. Doğru dürüst dinlemeyi de mi beceremiyorsun?” “Suratını görmekten bıktım.” “Keşke hiç doğmasaydın.” • Sözcükler de yumruk kadar can yakabilir. Bir dahaki sefere durun ve kendi söylediklerinizi dinleyin. Kulaklarınıza inanamayabilirsiniz. • İnciten sözcüklerden vazgeçin. Destekleyen sözcükler kullanın. • Biraz gevşeyin. Hıncınızı çocuğunuzdan çıkarmayın. Bu bilgiler ışığında çocuk istismarı ve ihmalinin önlenmesi için çocuğun yeterli ve sağlıklı bir duygusal etkileşim ortamına ihtiyacı olmaktadır. Bu ortam çocuğun, bedensel, sosyal ve duygusal ihtiyaçlarına cevap verdiği taktirde çevreye ve kendine güvenen uyumlu bir çocuğun gelişimi mümkün olabilecektir

İTAATSİZLİK, KARŞI KOYMA VE MEYDAN OKUMA
İtaatsizlik , çocuğun gelişiminin hemen hemen her evresinde belli bir ölçüde kendini gösteririr. Bununla birlikte sizin isteklerinize uymadığında canı sıkılmış bir tavır takındığınızı, ya da sinirli bir tepkide bulunduğunuzu idrak edinceye kadar itaatsizliğin onun için bir anlamı yoktur. Zamanla çocuk, neleri isteyip neleri istemediğinizi anlamaya başlar.Belirli şeyleri yapmasını beklediğinizi idrak ettiğinde,yasak sınırlarını da anlamaya başlamış olacaktır.Beklenen davranış sınırları da belirlendiğinde, çocuğunuzun size karşı koyması için sahneyi hazırlamış olursunuz ki,bu da ender karşılaşacağınız bir durum değildir.

İyi Anne Baba Olmanın İpuçları
Bütün anne babalar çocukları için en iyisini isterler. Ve ellerinden gelen tüm imkanları seferber etmeye çalışırlar. Ancak bu 'en iyi' kavramı aileden aileye değişir. Uzmanlar, anne ve babaların temel görevlerinin, çocuklarını rahat yaşamalarını ve hayattan mümkün olduğunca iyi yararlanmalarını sağlamak olduğunu vurguluyorlar. Çocuklar için en güzel numune, Anne ve Babanın iyi örnek olmalarıdır. Anne Babanın olumsuz davranışlarının çocuklar üzerinde olumsuz etki yapacağı muhakkaktır.

Hava Durumu - Kahramanmaraş
K.MARAS